Bugun...



BAŞKAN YONTAR: ÇEKİLEN ACILAR ORTAK OLDU

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Tekirdağ Kadın Kolları İl Başkanı ve Balkan Masası Sorumlusu Nurten Yontar, Türk-Yunan Ahalinin Mübadelesine Dair Sözleşmesi’nin 100. yıl dönümü dolayısıyla açıklamalarda bulundu.

facebook-paylas
Tarih: 30-01-2023 14:54

BAŞKAN YONTAR: ÇEKİLEN ACILAR ORTAK OLDU

Mübadeleden bu yana 100 yıl geçmesine rağmen hala her iki ülkede yaşayan mübadillerin çocukları, torunları, atalarının yaşadığı, yurt edindiği toprakları ziyaret ederek duygulandığını söyleyen Yontar, “Acının dini, dili, milleti yoktur. Bu da çekilen acıların ortak olduğunu göstermektedir” dedi.
Başkan Yontar açıklamasında, “Bundan tam 100 yıl önce, 30 Ocak 1923 tarihinde, Lozan Antlaşmasına ek olarak yapılan Türkiye Cumhuriyeti ile Yunan hükümeti arasında, Türkiye’de yerleşik Rum Ortodokslar ile Yunanistan da yerleşik Türk-Müslümanların zorunlu göçünü öngören Mübadele Sözleşmesi imzalandı.  Yaklaşık 2 milyona yakın Müslüman ve Hıristiyan'ın hukuki olarak bir daha evlerine/ata topraklarına asla geri dönemeyeceklerinin dramı, hayata tutunma mücadelesi, ürkekliği, belirsizliği ve sonrasında ölene dek süren acılar…  Mübadele kapsamına giren kişiler arasındaki ayrımın ana kıstası, ırk ya da dil değil, din olmuştur.  Türkiye’den Yunanistan’a gönderilenler Türkçe’den başka dil bilmeyen Türk Ortodoks Hristiyan Gagavuzlar ile Karamanlı Ortodokslar olmuştur. Yunanistan’dan gelen Türk Müslümanların yanında, Bulgarca, Makedonca konuşan Müslümanlar, Rumence konuşan Utahlar, yunanca konuşan patriyotlar ve kendi dillerinde konuşan Arnavutlar da yer almıştır. Mübadele Sözleşmesine Batı Trakya’da( Karasu ve Meriç nehirleri arası) yaşayan Müslüman Türkler ile İstanbul, Gökçeada ve Bozcaada da ikamet eden Ortodoks Hristiyanlar dahil edilmemiştir. Sayısal bakımdan dünyanın büyük ölçekli göçleri arasında yer almasının yanı sıra, anlaşmaya dayalı olması, zorunlu ve karşılıklı oluşu ve geri dönüş yolunun kapalı olması nedeniyle Mübadele kendine özgüdür.  Yanya, Drama ve Kavala’dan günlerce at arabalarıyla yapılan yolculuk sonrası iskelelerde haftalarca gemi bekleyen ve günlerce süren gemi yolculuğuyla limanlara ulaşan Türklerin hikâyesi… Bu limanlardan olan Tekirdağ Limanı, doğdukları toprakları bırakıp giden ve yeni bir hayat kurmak için gemiler dolusu gelen insanların acılarına tanıklık eden bir kapı olmuştur.” dedi.
Yontar, açıklamasını şu şekilde sürdürdü:
Türkiye Cumhuriyetine gelen mübadiller daha çok Yunanistan Makedonya’sı olarak adlandırılan Drama, Serez, Kavala, Selanik, İskeçe, Yanya, Girit ve Midilliden gelmişlerdir. Türkiye’ye gelen mübadiller Rum azınlığın ayrılışı ile boşalan yerlere yerleştirilmişlerdir. Yoğun olarak iskan edildikleri şehirler Adana, Balıkesir, Bilecik, Bursa, Çanakkale, Edirne, İzmir, Kırklareli, Kocaeli, Manisa, Mersin, Samsun ve Tekirdağ olmuştur.  1912 yılından 1924 yılına kadar 12 yıl Yunanistan Devleti yönetimi altında çeşitli facialar yaşayan mübadillerin, Türkçe’yi rahatça konuşabildikleri ve ibadet edebildikleri anavatanlarına kavuşma sevinçleri mübadele sırasında yaşadıkları travmaları yok saymada önemli bir rol oynamıştır.”
BİR DAHA BÖYLE ACILAR YAŞANMASIN
Mübadelenin en önemli sonucunun psikolojik,  sosyal ve ekonomik olduğunu ifade eden Yontar, “İki milyona yakın nüfus doğup büyüdükleri, ekip biçtikleri toprakları, evlerini, kutsal mekanlarını, sevdiklerinin mezarlarını yani geçmişlerini terk etmek zorunda bırakılmışlardır. Bu acı her iki milletin de evlatlarının yaşadığı çift taraflı bir acı olmuştur. Bunlar psikolojik travmalara neden oldu. Uyum sorunu özellikle Yunanistan’a göç eden Rumlar arasında yaşandı ve bu mübadillerin büyük çoğunluğu Avrupa ve Amerika’ya göç etmek zorunda kaldı. Mübadiller Yunanistan da barınma problemleri de yaşadı. Yunanistan’ı terk eden Müslümanların evlerine ancak yüzde 40 ı yerleştirilebildi. Gelen ve giden mübadillerin sosyal durumları da farklıydı. Türkiye’den giden mübadillerin büyük kısmı şehirli, Yunanistan’dan gelenler köylüydü. Savaştan henüz yeni çıkmış olan Türkiye, Türk mübadillerin iskânında olağanüstü çaba sarf etmesine rağmen başarılı bir iskan politikası gerçekleştiremedi.   3 Aralık 1923 gününde İzmir’e gelen ilk kafile için, Ahenk Gazetesi şunları yazmıştır. ‘Geliyorlar. Kurtularak, kurtarılarak geliyorlar. Her şeylerini, babalarının henüz toprakta kaybolmayan bedenlerini, şehitlerinin kanlı cesetlerini terk ederek geliyorlar. Onları hürmetle, muhabbetle, şefkatle karşılayalım. Bağrımıza basalım. Çok acı görmüş ruhlarına teselli olalım. Zalim düşmanın kahırlarıyla harab olanların ruhlarına teselli olmak en büyük saadettir’. Zorunlu göç, yalnızca göç eden insanlara değil, göç edilen toplumda da büyük bir ekonomik yük getirmiştir. Bu sıkıntıları yalnızca göç edenler değil, göç edilen yerdeki insanlar da yaşamıştır. Mübadeleden bu yana 100 yıl geçmesine rağmen hala her iki ülkede yaşayan mübadillerin çocukları, torunları, atalarının yaşadığı, yurt edindiği toprakları ziyaret ederek duygulanıyor. Acının dini, dili, milleti yoktur. Bu da çekilen acıların ortak olduğunu göstermektedir. Bu vesileyle başta Ülkemizin kurtarıcısı ve kurucusu Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları ile savaşlarda, göç yollarında ve terör saldırılarında yaşamlarını yitirenleri saygı ve rahmetle anıyor, çekilen bu acılar bir daha yaşanmasın diyorum.” dedi.





Bu haber 5719 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
YUKARI YUKARI