|
Tweet |
Çetinkaya, barınma, beslenme ve sağlık gibi temel hakların maliyet baskısı altında giderek erişilmesi zor alanlara dönüştüğünü belirterek, “Bir bireyin haklarını kullanabilmesi için önce ekonomik olarak ayakta durması gerekir” dedi.
Bütçe Tercihleri Toplumsal Öncelikleri Gösterir
Bütçenin yalnızca bir gelir-gider tablosu olmadığını vurgulayan Çetinkaya, “Bütçe, kimin destekleneceğini, kimin görünmez kılınacağını belirleyen en net belgedir. Hakların güçlenmesi de zayıflaması da bu tercihlerle şekillenir” ifadelerini kullandı.
Vergi sistemindeki dengesizliklerin sosyal adalet üzerinde doğrudan etkisi olduğunu belirten Çetinkaya, dolaylı vergilere aşırı yüklenmenin düşük gelirli vatandaşları daha kırılgan hale getirdiğini söyledi.
Şeffaflık Hak Arama Kültürünü Güçlendirir
Çetinkaya, kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığının toplum tarafından görülebilmesinin devlet-vatandaş güveni için zorunlu olduğunu ifade etti: “Ekonomik şeffaflık yoksa, hakların korunması da zayıf kalır.”
Açıklamasını tamamlayan Çetinkaya, “İnsan hakları ancak sosyal desteklerin güçlendiği, vergi yükünün adil dağıtıldığı ve bütçenin toplum yararına yapılandırıldığı bir düzende kalıcı hâle gelir. 10 Aralık, bu yapıyı yeniden düşünmek için önemli bir fırsattır” dedi.