Bugun...



ELBİRLİLER: HAYVAN KATLİAMINA SESSİZ KALAMAYIZ

Manisa Hayvanlar Koruma Derneği Başkanı Reyhan Elbirliler, son günlerde hayvanlara yönelik gerçekleştirilen şiddet olaylarına tepki gösterdi.

facebook-paylas
Tarih: 29-11-2022 18:27

ELBİRLİLER: HAYVAN KATLİAMINA SESSİZ KALAMAYIZ

Sistemli bir şekilde hayvanların öldürüldüğü söyleyen Elbirliler, hayvanların öldürülmesi için algı operasyonları yaparak nefret tohumları saçan, katliam çığlıkları atan kişiler türediğini ifade etti. 
Manisa Hayvanları Koruma Derneği Başkanı Reyhan Elbirliler, Ege 1946 Demokratlar Federasyonu Genel Başkanı Gizem Satıoğlu Öcmenler, Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Başkanı Adnan Kaya, Muhtarlar Derneği Başkanı Bedriye Pehlivan, dernek üyeleri, hayvan koruma gönüllüleri ve hayvan severler ile birlikte basın açıklaması yaparak hayvanlara yönelik gerçekleştirilen şiddet olaylarına tepki gösterdi.
SAHİPSİZ HAYVANLAR ÖLDÜRÜLÜYOR 
Hayvanlara yönelik yaşanan son olayların toplum vicdanını kanattığı söyleyen anisa Hayvanları Koruma Derneği Başkanı Reyhan Elbirliler, ”İçimizi acıtan görüntüler ve sahipsiz hayvanların akıbeti hakkında endişelerimizin artıyor. 100 yıl boyunca belediyeler, bütçelerine zehir ve kurşun ödeneği koyarak, sahipsiz hayvanları zehirleyerek ve vurarak öldürdüler. Buna rağmen sayı geçmişte hiçbir zaman kontrol altına alınamadı. Artmaya devam etti. 2004 yılında 18 sene önce Dünya Sağlık Örgütünün tavsiyesi ile belediyelere kısırlaştırma ve bakımevi kurma sorumluluğu veren 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanununu yürürlüğe kondu. Kısırlaştırma, aşılama, bakım hizmetleri doğrudan belediyelerin sorumluluğu ve görevi olarak belirlendi. 18 yıl geçmesine rağmen hala ülkemizde 1389 belediyenin 1200’de bakımevi yoktur, Manisa İlimizde yalnızca 2 adet ruhsatlı bakımevi bulunmaktadır. Bakımevi olmayan belediyelerde kısırlaştırma ve aşılama yapılmamaktadır, bakım hizmeti verilmemektedir. Belediyelerce verilmeyen bu hizmetler nedeniyle toplum ve çevre sağlığı tehdidi her zaman bulunmaktadır, bulunacaktır. Sahipsiz hayvan sayısının artmasının tek sebebi görevini yapmayan belediyelerdir.” dedi.
İHMALLERİN BEDELİ HAYVANLARA ÖDETİLEMEZ 
Belediyelerin görev ihmallerinin bedelinin hayvanlara ödetilemeyeceğini ifade eden Elbirliler, “Kendi iradeleri dışında bu dünyada var olan tek bir hayvana dahi bu bedel ödettirilemez ama maalesef gelinen noktada köpekler üreyip, sayı arttıkça, vatandaş şikayetleri arttı, belediyeler sokağın süsü ve çevrenin ayrılmaz birer parçası olan hayvanları toplamaya başladı, yeterli sayıda, uygun ve liyakat sahibi çalışanla sistemli bir şekilde değil sadece şikayetler arttı diye günü kurtarma amacıyla yapılan bu toplamalarda bir kısım hayvan toplanırken, toplamada sağ kalanlar başka ilçelerin dağına, tepesine, ovasına, ormanına atılarak ölüme gönderildi. Diğerleri köylere, beldelere, çöplüklere atılanlar üreyerek döngünün devam etmesi engellenmedi. Sonuçta her gün hayvanlara tecrit, ölüm ve işkence uygulanarak bu bedel ödetilmesine rağmen sorun devam ediyor.” diye konuştu.
BAKIMEVLERİ İŞKENCE YERLERİNE DÖNDÜ
Büyükşehir yasası ile birlikte yeni dönemde nüfusu yüksek şehirlerde büyük yaşam alanlı bakımevleri kurulduğunun altını çizen Elbirliler, “Konya, Balıkesir, Denizli, Samsun, Trabzon, İstanbul, İzmir, Ankara, Aydın, Gaziantep, Erzincan, Kocaeli, Mersin gibi şehirlerde dev bakım evleri sorunu çözmediği gibi  sahipsiz  hayvan sayısı katlanarak artmaya devam etti. Çünkü ilçeler, hayvanları bu büyük bakımevlerine götürmek bahanesi ile kendi sınırları dışına çıkarıp daha kolayca kırsala başka şehirlere atmaya hızla devam ettiler. Yani büyük yaşam alanlı bakımevleri kısırlaştırma yapmamak için tüm ilçe belediyelerinin eline bahane vermiş oldu. Bakımevlerine doldurulan hayvanlar da aşırı sayılara ulaştığında bakımevinin bulunduğu ilçeye salınamadı.  Hem şehir merkezlerinde hem de ilçe ve beldelerde köpek nüfusu arttı ve artmaya da devam ediyor.  Bu tespitlerimizin doğruluğunu “Sayın Cumhurbaşkanının ‘nefis” diyerek’ örnek gösterdiği Konya Bakımevinden gelen görüntüler paylaşılınca, bir anda büyük dönümler üzerine inşa edilen adı bakımevi kendi toplama, işkence ve ölüm kampı olan devasa bakımevleri gerçeğini gördük. Ümraniye, Mamak, Konya’dan arka arkaya vahşet görüntüleri toplum vicdanında çocuklarımızın hafızalarında acı izler bıraktı. Kan içinde daracık kafeste bağıran köpekler, Bedeninin yarısı açlıktan kıvranan diğer köpeklerce yenen ölüler. Barınağın koridorlarında kanlar içinde yatan hayvanlar, çöp torbalarına atılmış ölü köpek yavruları, ağzı sıkıca bağlanan torbalara doldurulmuş canlı kedi yavruları, sonunda da kafasına kürekle vurularak işkence edilen köpekler. Hiçbir korku filmi bizlere izlettirilen bu görüntüler kadar sarsıcı olamaz.” şeklinde konuştu.
Hayvanlara yönelik olayları münferit bir olay olarak açıklanamayacağını belirten Elbirliler, şunları söyledi:
“Sistemli olarak hayvanların öldürüldüğüne dair pek çok delil var. Olayın münferit olmadığı o video dikkatle izlenince görülüyor. Barınakta onlarca işçinin gözleri önünce bir köpeğin kafasına kürekle defalarca vurulurken herkes sakince izleyip işine devam ediyor. Diğer köpeklerin de ölüm sırasının bekletilip, vahşetin izletildiğini hepimiz gördük. Bu işkenceyi yapanların tutuklanması yetmez, en ağır cezayı almaları da yetmez; ‘ilaçlama yaparken bana saldırınca vurdum’ diyerek kendilerini savunmaya çalışsalar da kaydedilen diğer görüntüler, orada hayvanlara sistematik zulüm uygulandığını kanıtlıyor. Devasa alanlara yapılan bu bakımevlerinin yaşanan süreçte durumu ortada iken Manisa’da da devasa bir bakımevi yapılmaya başlanması yalnızca bizleri değil artık tüm Manisalıları endişelendirmektedir. Aslında sokak hayvanı yoktur, sahipsiz hayvan vardır.” 
Yunusemre Belediyesi’nin Sokak Hayvanları Doğal Yaşam Parkı Ve Rehabilitasyon Merkezi adı altında inşaatına başlandığını basında yer alan haberlerden öğrendiklerini vurgulayan Elbirliler, “Hatta ihalesinin bile sonuçlandığını, birden bire inşaatına başlandığını gördük. Yapımına başlanan bu dev planlı bakımevinin 5199 Sayılı Yasa kapsamında doğal yaşam alanı olarak inşa edilemeyeceği açıktır. Bu konuda Doğa Koruma Milli Parklar 4.Bölge Müdürlüğünün kamuoyunu bilgilendirmesini de bekliyoruz. 117 bin metre karelik bakımevinin hem yapılacağı bölge olan Bağyolu Mahallesi, Yağcılar Mahallesi ile birlikte Yunt Dağı, Celal Bayar Üniversitesi Kampüsü ve Yunusemre ilçesi hayvan nüfusunda büyük artışa sebep olacağını öngörüyoruz. Bağyolu Mahallesi, Yağcılar Mahallesi ile birlikte Yunt Dağı Mevkiinde inşaatın başladığı bölgenin endüstriyel tarım ürünleri yetiştirmeye uygun, hali hazırda palamut ağaçları ve Antep fıstığı ağaçlarının bulunduğu bir doğal çevredir. Ayrıca küçükbaş hayvancılık yapanlar bakımevi inşaatı sınırında bulunan hayvan içme suyu göletlerini kullanmak zorundadır. Zaten hayvancılığın zor şartlarda yapıldığı bu bölgede, bakımevi faaliyete başladıktan sonra göletlerin ve bakımevi yapımı için belediyeye verilen 117 bin metrekare alanı artık kullanamayacağı ile ilgili endişeler halen giderilmediği gibi Manisa’da 2003 senesinde kurulan ve Manisa Büyükşehir Bakımevinin yapımında bizzat bulunan ve katkı sunan derneğimiz de başından beri bu işin dışında tutulmaktadır. Yine 5199 Sayılı Kanuna göre şuanda Yunusemre Belediyesi kendisi yakalama yaparak kısırlaştırılmak üzere köpekleri Manisa Büyükşehir Bakımevine bırakırken, bu bakımevi yapıldıktan sonra bakımevi olmayan ilçelerden gelen köpekleri ya kabul etmek zorunda kalacak ya da uzak ilçelerden bile yeni hayvanlar bu bölgeye atılacaktır.  Bu öngörülerimizi iş işten geçmeden açıklıyoruz ki Yunt Dağında yaşayan vatandaşların da üzerimizde vebali kalmasın. Soruyoruz;  bu dev bakımevi projesinin Yunt Dağının bir cazibe merkezi olmasını engelleme riski bu projenin sahipleri tarafından göze alınıyor mu? Aslında çözüm ne olmalı? Dünya Sağlık Örgütü’nün varsayımına göre, bir yerleşim biriminde nüfusun yüzde 4-5 oranında sahipsiz hayvan bulmaktadır. Türkiye’de nüfusunun 80 milyon insan olduğu düşünülürse 5 milyon civarında sahipsiz hayvan olduğu tahmin edilmektedir. Bu sadece köpek sayısı değil bunun 1.5 milyonu kedi nüfusu olarak öngörülüyor, köpek sayısı da bu şekilde 3.5 milyon hesap ediliyor.” dedi.
KISIRLAŞTIRMAYLA SORUN YOK EDİLEBİLİR 
Türkiye’de 916 ilçe olduğunu bu ilçelerde her gün 10 kısırlaştırma yapılsa günde 9160 kısırlaştırma yapılabileceğini ifade eden Elbirliler, “Böylece sadece ilçelerde bir yılda 2 milyon kısırlaştırmayla özellikle üretimin ve en önemli nüfus artış sebebi olan kırsal alanlarda bakılan Anadolu Çomarlarının kısırlaştırılması ve aşılanmasıyla bu durum artık bir sorun olmaktan tamamen çıkacaktır. Manisa ilçe nüfuslarına bakılırsa yaklaşık hayvan sayıları ve bu sayıda hayvanı kısırlaştırmak için gerekli veteriner hekim ve personel sayıları çok çabuk belirlenebilir. Devasa bakım evleri yerine her belediyenin kendi sınırları içinde en fazla birkaç dönüm yer işgal edecek bir bakımevi yapması ve kısırlaştırma merkezi-ünitesi kurması ve kısırlaştırmanın eşzamanlı olarak seferberlik halinde tüm ilde başlatılması ile 2 yıl gibi bir süreçte sahipsiz hayvan sayısında ciddi biçimde azalma olacaktır. Küçük ölçekli bir kısırlaştırma ünitesinin 3-4 adet konteynır ve kulübeli sundurmalı 5-6 bahçelik alandan oluştuğu, bir veteriner hekimin bir günde çok rahat 10-15 köpeği kısırlaştırdığı göz önüne alınırsa, en küçük belediyenin bile asgari 2 veteriner hekim, tekniker ve bakıcı istihdam ederek yeterli sayıda kısırlaştırma yapacağı görülmektedir. Kısırlaştırma gibi insani, tıbbi ve etik bir uygulama ile büyük bütçelere gerek kalmadan, belediyelerin kendi öz kaynakları ile sokak hayvanı sayısının ciddi biçimde kontrol altına alınacağı kesindir.”  şeklinde konuştu.
ALGI OPERASYONUYLA NEFRET TOHUMLARI SAÇILIYOR
Yasaya göre nüfusu 75 bini aşan belediyelerin 31.12.2022 tarihine kadar bakımevlerini faaliyete başlatmaları gerektiğini aktaran Elbirliler, “Bitim süresine yaklaştığımız bu günlerde Akhisar, Alaşehir , Soma , Şehzadeler, Turgutlu, Yunusemre ilçe belediyelerinin bakımevi ruhsatlarını alarak faaliyete başlamadıklarını görüyoruz. Bu sebeple kısırlaştırma, aşılama bulunduğu yerde bakım hizmetlerini vermedikleri her gün bir hayvan veya bir insanı yani toplum ve çevre sağlığını tehlikeye attıklarını söylersek yanlış ifade etmiş olmayız. O sebeple küçük belediye büyük belediye demeden her belediye bakım evi kurmalı, kısırlaştırma ve aşılama hizmetlerini yapmalı. Bu sorunun daha hızlı veya daha kolay bir çözümü yok. Sanki bütün hayvanları öldürseler hayvanlar bitecekmiş gibi akıl almaz bir fikirle hayvanların öldürülmesi için Son dönem adeta algı operasyonları yaparak nefret tohumları saçan,  katliam çığlıkları atan kişiler türedi. Sorunun ne olduğunu anlamak istemeyenler, hem insan hem de hayvan için şiddete başvurmadan nasıl bir çözüm yolu bulunabileceğini dinlemeyenler, sokakta yaşama mücadelesi veren canlar için sadece itlaf istiyor. Bu nefret dilinin popüler olması için yayın yapan kanallar ve haber sitelerinin artışı sonrası Sokakta besleme yapmalarını sebep göstererek bir cani aynı aileden üç kişiyi 28 kurşunla katletti zaten yıllardır birçok hayvansever darp edilirken merhametli vicdanlar susamaz. Yaratılmak istenen bu kötücül atmosferin sadece hayvan hakları ihlali değil aynı zaman da insan haklarına da aykırı olduğunu ve topluma karşı sorumluluğu olan tüm kurum ve kuruluşların bu duruma sessiz kalmaması gerektiği de ifade etmek istiyorum. Hukukun bittiği yerde, vahşet patlar. Kendisini savunamayanlara yapılan zulme yaptırım yoksa, zulüm ödüllendirilmiş olur. Bizler hayvanların yaşam hakkını savunurken, yasanın gerekleri ile ilgili üzerimize düşen sorumlulukları yerine getiriyoruz. Aynı hassasiyeti de gerek yasanın uygulayıcısı konumunda olan belediyelerden gerekse denetleyicisi olan devlet kurumlarından bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.





Bu haber 5911 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
YUKARI YUKARI