|
Tweet |
"TÜRKİYE'NİN GERÇEK SORUNU KUTUPLAŞMA VE ÜRETİM EKSİKLİĞİ"
Türkiye’de siyaset ve toplumun bilinçli olarak ayrıştırıldığını belirten Erdüvenci, bu durumun ülkenin kalkınmasını engellediğini ifade etti:
"Türkiye, ekonomik gücü, yeraltı ve yerüstü kaynakları ile dünyanın en zengin ülkelerinden biri olma potansiyeline sahip. Ancak finans ekonomisine bağımlı bir yönetim anlayışı, üretimi baltalamış, ithalatın sınırlarını kaldırarak ihracatı baltalamış ve halkı açlığa mahkûm etmiştir. Bugün tarımı bitmiş, çiftçisi isyan eden bir Türkiye var. Orta direk aileler kıyma alamaz hale gelmişse, temel politikalarımıza dönüp bakmamız gerekiyor. Sadece finansal kazançlar değil, üretimle büyüyen, ihracatını artıran bir ekonomik model şarttır."
"ÜRETEN TÜRKİYE YENİDEN İNŞA EDİLMELİ"
Türkiye’nin sanayi, tarım ve madencilik alanlarında büyük fırsatlar barındırdığını belirten Erdüvenci, bu potansiyelin doğru politikalarla değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti:
"Üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkeyiz ama halkımız balık yiyemiyor. Yunanistan kadar bile deniz ürünlerinden gelir elde edemiyoruz. Dünyanın en büyük bor rezervlerine sahibiz ama bu madeni işleyip katma değerli ürün haline getirmeden, hammadde olarak ihraç ediyoruz. Sanayimizi, tarımımızı, madenciliğimizi bilimle, teknolojiyle buluşturmazsak, küresel ekonominin kölesi olmaktan kurtulamayız."
Erdüvenci, mevcut yönetimin yanlış ekonomik politikalarına karşı üretim odaklı bir ekonomi modelinin şart olduğunu vurguladı:
"Bor madeninden elde edilecek teknolojik ürünlerle dünya piyasalarına hâkim olabiliriz. Tarımda akıllı sulama sistemlerini devreye sokarak üretimi artırabiliriz. Sanayide yerli üretimi destekleyen teşviklerle ithalat bağımlılığından kurtulabiliriz. Türkiye'nin gerçek çıkışı budur, rant ekonomisi değil!"
"TOPLUMSAL KUTUPLAŞMA SON BULMALI"
Mevcut yönetimin halkı siyasi ve ideolojik kamplara ayırarak yönettiğini ifade eden Erdüvenci, "Biz Türkiye’yi ayrıştırarak değil, üreterek kalkındıracağız!" dedi:
"Bugün halkımız ikiye bölünmüş durumda. Bir taraf ne yaparsa yapsın Erdoğan’ı savunuyor, diğer taraf ise her koşulda Erdoğan’ın karşısında. Ancak gerçek şu ki, bu ülke Erdoğan’dan da büyük, CHP’den de büyük! Türkiye’yi kutuplaştırarak değil, birleştirerek yeniden inşa etmeliyiz. Bunun yolu da üretimden, refahı halkın her kesimine yaymaktan geçiyor."
Erdüvenci, Müdafaa-i Hukuk Hareketi Partisi’nin bu kutuplaşmaya karşı milli birliği sağlayacak bir duruş sergilediğini belirterek, şu çağrıyı yaptı:
"Halkımızdan tek beklentimiz var: Demokratik taleplerinizi yükseltin! Sandık önünüze geldiğinde yalnızca tepki değil, çözüm odaklı bir tercihte bulunun. Bu sistemin değişmesi için siyasetin yeniden şekillenmesi gerekiyor."
"ÇÖZÜM BELLİ: ÇOK GEÇ OLMADAN ÜLKENİN GİDİŞATINA MÜDAHALE EDİLMELİ"
Erdüvenci, Türkiye’nin mevcut gidişatının sürdürülemez olduğunu ve halkın bu konuda kararlı bir duruş sergilemesi gerektiğini belirtti:
"Bugün artık halkımız 'Benim çocuğumun geleceği ne olacak?' sorusunu sormak zorunda. Çünkü biz bu politikalarla devam edersek, ülkemiz borç batağında, sanayisi çökmüş, işsizlikten kırılan bir noktaya gelecek. Biz bu gidişata ‘dur’ demek için buradayız!"
"MÜDAFAA-İ HUKUK HAREKETİ, TÜRKİYE'NİN YENİDEN İNŞASININ TEMİNATIDIR"
Müdafaa-i Hukuk Hareketi Partisi'nin, Cumhuriyet'in temel değerlerine ve milli birlik anlayışına sahip çıkarak Türkiye’yi yeniden inşa etmek için mücadele ettiğini belirten Erdüvenci, "Bu ülke yeniden ayağa kalkacak, Türk milleti hak ettiği refaha ulaşacak. Ama bunun için halkın da bu gidişata sessiz kalmaması gerekiyor!" ifadelerini kullandı.