Bugun...



Kahvenin günümüze kadar olan serüveni Dünya Kahve Günü’nde konuşuldu - TÜRKİYE - İnternetin Ajansı

Büyükşehir Belediyesi Ekim kültür sanat etkinlikleri Dünya Kahve Günü kapsamında düzenlenen ‘Kahvenin Şiir Tadında’ adlı söyleşi programıyla başladı. Yazar Prof. Dr. Ömür Ceylan’ın konuk olduğu programda kahvenin günümüze kadar olan serüveni şiir ve kahve eşliğinde konuşuldu.

facebook-paylas
Tarih: 03-10-2023 14:42

Kahvenin günümüze kadar olan serüveni Dünya Kahve Günü’nde konuşuldu - TÜRKİYE - İnternetin Ajansı

Sakarya Büyükşehir Belediyesi Ekim kültür sanat etkinlikleri ‘Dünya Kahve Günü’ne özel
buluşmayla başladı. Nehir Çikolata Evi’nin ev sahipliği yaptığı ilk programda ‘Kahvenin
Şiir Tadında’ adlı söyleşi gerçekleştirildi. Şair Ercan Yılmaz’ın moderatörlüğünde
gerçekleştirilen söyleşi programında Yazar Prof. Dr. Ömür Ceylan şiir ve kahve eşliğinde
kahvenin günümüze kadar gelen serüvenini anlattı.
Kahve’nin keşfedilişi
Prof. Dr. Ömür Ceylan, “Kahveyi azaltmaya çalışan kahve tiryakisi olarak sizlerle bir
aradayım. Her esnafın bir piri olur. Kahveci esnafının piri Şeyh Şazeli’dir. 13. asrın ilk
çeyreğinde kahvenin Yemen’in bir liman kenti olan El Moca’da Şazeli tekkesinden
kovulmuş, haşarı bir derviş tarafından keşfedildiğine inanılıyor. Derviş tekkeden
kovuluyor, sonra kendini coğrafyaya vuruyor. Coğrafyasında bir ağaç var ve o ağacın
fasulye tanelerine benzer bir meyvesi var. Derviş bu ağaçların bol olduğu bir yere gidiyor.
3 gün boyunca fasulye tanesine benzeyen, daha önce kimse tarafından denenmemiş meyve
ile besleniyor. 3 gün sonra aynı tekkeden arkadaşları buluyor. Onlarda uyuz hastalığı var.
Onlar 1 hafta boyunca aynı fasulye tanesiyle beslenip uyuz hastalığından kurtuluyorlar.
Bundan sonra dervişler tarafından keşfedilip kullanıldığı için kahvenin tasavvufi bir
çağrışımına inanılıyor” dedi.
Kahve kültürü
Kahvenin pişirme şeklinden dolayı mı Türk kahvesi adı veriliyor sorusuna Ceylan, “Evet
şüphesiz öyle. Bize getirenler Halepli ve Şamlı 2 Arap tüccar. Birinin ismi Hük birinin
ismi Şems. Bunlar tahtakalede karşılıklı 2 dükkân açıyorlar ama kahveyi Suriye’de
öğrendikleri gibi pişiriyorlar yani şimdiki mırra biçimiyle. Sonradan yavaş yavaş kahve
Osmanlı toplumunda kabul görmeye başlıyor. Sonrasında bizimkiler neye dokunsalar
estetize ettikleri için kahveyi de estetize ediyorlar. Pişirme usulünden tüketim biçimine
kadar. Yani fincan, zarf, mazruf ve köpük bunların hepsi bizim kahve kültürüne kattığımız
kültürel öğelerdir. Kahve bir kültür içeceğidir. Kahve kültürümüzün bir parçası. Kahve
tiryakileri sadece kahvenin çok kaliteli olmasıyla yetinmez. Fincanı tabağı sanat mahsulü
hatta yanında alınacak şeyler de önemli iyi bir kahve tiryakisi kahvenin pişireceği suyu da
önemser” diye konuştu.




Kaynak: 22haber.com.tr

Bu haber 5698 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER TÜRKİYE Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
YUKARI YUKARI