Bugun...



Vahap Seçer’e: Yıldızımız Barışmadı Ama Vicdanım Susamaz - GÜNDEM - İnternetin Ajansı

Sayın Vahap Seçer, Cezaevinden Mersinlilere gönderdiğiniz mektubu okudum. Bu satırları size bir yol arkadaşınız, yakınınız veya siyasi destekçiniz olarak yazmıyorum. Tam tersine, geçmişte sizden haksızlık gördüğüne inanan ve yıllardır sizinle hiçbir teması bulunmayan bir gazeteci olarak kaleme alıyorum.

facebook-paylas
Tarih: 12-10-2026 23:06

Vahap Seçer’e: Yıldızımız Barışmadı Ama Vicdanım Susamaz - GÜNDEM - İnternetin Ajansı

Çünkü insanın kişisel kırgınlığı başka, vicdanının söylediği başka şeydir.

Sizin isminizle ilk kez Mersin İleri İlkokulu’nun bahçesinde gerçekleştirilen ön seçim sırasında karşılaştım. Rahmetli dostum Zeki Gümüş ile okul bahçesinde siyasi atmosferi değerlendiriyorduk. Tarsus siyasetinde sürekli aynı isimlerin öne çıkmasından duyduğumuz rahatsızlığı konuşurken sizin isminizde buluştuk.

“Bu genç aday için çalışalım; belki Tarsus siyaseti artık aynı isimlerin etrafında dönmekten kurtulur” dedik.

İkinci bölgedeki ilçe başkanlarının telefonlarını Zeki Gümüş’e verdim. O da sizin için yoğun bir kulis çalışması yürüttü. Zeki’nin o günlerde gösterdiği performans gerçekten görülmeye değerdi. Sonuçta milletvekili seçildiniz.

Bunları büyük ihtimalle bugüne kadar hiç duymadınız. Çünkü size anlatmadım. Rahmetli Zeki Gümüş de yaptığı çalışmanın bilinmesini veya karşılığında bir şey beklemeyi hiçbir zaman istemedi. Biz sizi seçildikten sonra arayıp kutlamakla yetindik. Okul bahçesinde başlayan ve ikinci bölgede devam eden o çalışmadan hiç söz etmedik.

Yıllar geçti. Ben Mersin Büyükşehir Belediyesine bağlı MESKİ Genel Müdürlüğünün basın biriminde görev yaparken siz Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı seçildiniz.

Göreve gelmenizin ardından, yazdığım bir haber nedeniyle Mersin’in en uzak ilçelerinden Gülnar’a görevlendirildim. Ben bu kararı bir sürgün ve şahsıma yapılmış haksızlık olarak gördüm. Kısa bir süre sonra emekli oldum, Ankara’ya yerleştim. O günden sonra sizinle görüşmedim; kapınızı çalmadım, bir talepte bulunmadım ve yaşadığım kırgınlığı da unutmadım.

Bugün hâlâ o kararın bana yapılmış bir haksızlık olduğunu düşünüyorum.

Fakat şimdi söyleyeceklerim kırgınlığımın değil, vicdanımın sesidir.

Vahap Seçer’i kendini beğenmiş bulabilirsiniz.

Egosunun yüksek olduğunu söyleyebilirsiniz.

Halkın arasından çok salonlarda siyaset yapan bir isim olduğunu düşünebilirsiniz.

Yönetim anlayışını, insan ilişkilerini ve kadro tercihlerini sert biçimde eleştirebilirsiniz.

Ancak benim yıllara dayanan gözlemim ve vicdani kanaatim şudur: Vahap Seçer’e “hırsız” diyemem. Ortaya konulmuş ve yargı kararıyla kesinleşmiş bir delil bulunmadan hiç kimsenin de böyle ağır bir yaftayı kullanmaya hakkı yoktur.

Ben Vahap Seçer’in kamu malını bilerek ve isteyerek çarçur edeceğine inanmıyorum. Ailesinin boğazından haram lokma geçirmek için makamını kullanacak bir siyasetçi olduğuna da inanmıyorum.

Bu kanaatimi, sizinle yıldızı hiçbir zaman tam olarak barışmamış bir gazeteci olarak açıklıyorum. Eğer sizi övmek veya yaranmak gibi bir düşüncem olsaydı, bunu Gülnar’a gönderildiğim günlerde yapardım. Bugün ne sizden bir beklentim var ne de bu sözler karşılığında elde edeceğim bir menfaat.

Ben yalnızca bildiğimi ve inandığımı söylüyorum: Vahap Seçer dürüst bir siyasetçidir.

Bana göre en büyük hatalarınızdan biri, insanlara karşı fazlasıyla hoşgörülü davranmanız oldu. Size ağır sözler söyleyen, hakaret eden veya geçmişte karşınızda duran bazı isimlere dahi üst düzey görevler verdiğinizi gördük. Bunu insan kazanmak, bağışlayıcılık veya hümanistlik olarak değerlendirmiş olabilirsiniz.

Bizler ise uzaktan bakarken bazı kadro tercihlerinin bir gün başınızı ağrıtabileceğini düşünüyorduk. Belki biz gördük, siz görmek istemediniz. Belki de insanlara gereğinden fazla güvendiniz.

Ancak yöneticilik tercihleriyle ceza sorumluluğu aynı şey değildir. Bir belediyede hata veya usulsüzlük iddiası varsa elbette araştırılmalı; kim ne yaptıysa somut delillerle ortaya çıkarılmalıdır. Fakat iddia ile hüküm, soruşturma ile mahkûmiyet birbirine karıştırılmamalıdır.

Tutukluluk bir cezalandırma aracına dönüştürülmemeli, masumiyet karinesi herkes için korunmalıdır. Bir kentin seçilmiş belediye başkanının tutuksuz yargılanması mümkünken özgürlüğünden mahrum bırakılması yalnızca kendisini ve ailesini değil, kendisine oy veren insanların iradesini de ilgilendirir.

Sayın Seçer,

Bu yazı geçmişte yaşadıklarımızın üzerini örtme veya sizinle barışma girişimi değildir. Bana yapılan haksızlığı unutmuş değilim. Fakat kişisel kırgınlığım, doğru bildiğimi söylememe engel olamaz.

Gazetecilik bazen sevdiğini eleştirmeyi, bazen de kırgın olduğun insanın hakkını savunmayı gerektirir.

Bugün vicdanım bana şunu söylüyor:

Yıldızımız hiçbir zaman barışmadı ama dürüstlüğünüze ilişkin kanaatim değişmedi. Adil, şeffaf ve tutuksuz bir yargılama süreci sonunda gerçeklerin ortaya çıkmasını; Mersin’e ve Mersinlilere yeniden kavuşmanızı temenni ediyorum.

Bu satırları bir dostluk borcuyla değil, gazetecilik ve vicdan sorumluluğuyla yazıyorum.

Gazeteci
Fatih Yıldırım
TRend MEDYA Kurucusu




Kaynak: 22haber.com.tr

Bu haber 5633 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
YUKARI YUKARI