Bugun...



DR. ABDULCABBAR BORAN, OYTUN ERBAŞ’LA “UZMAN GÖRÜŞÜ” PROGRAMINDA KONUŞTU: - GÜNDEM - İnternetin Ajansı

“MARİFET UZUN YAŞAMAK DEĞİL, ALLAH’A GÖRE YAŞAMAK” Konca Kumkum’un sunumuyla gerçekleşen “Uzman Görüşü” programında bu hafta, Fizik Yüksek Mühendisi, Mutasavvıf ve Yazar Dr. Abdulcabbar Boran ile Prof. Dr. Oytun Erbaş bir araya geldi.

facebook-paylas
Tarih: 03-09-2026 13:15

DR. ABDULCABBAR BORAN, OYTUN ERBAŞ’LA “UZMAN GÖRÜŞÜ” PROGRAMINDA KONUŞTU: - GÜNDEM - İnternetin Ajansı

Fizik ile tasavvufun kesişiminden zaman kavramından gök katları ve âlemlere, eğitimden mal ve makam hırsına, ekonomiden insanın hayatla ilişkisine ve insanın mutluluk arayışına kadar pek çok başlığın ele alındığı programda Boran, insanın gerçek mutluluğunun dış dünyada değil, kendi iç dünyasında başlayacağını söyledi.

“İNSANLAR YAŞAMAK İSTİYOR AMA MUTLU DEĞİLLER”

Programda insanın en temel güdülerinden biri olan yaşama isteği de ele alındı. Prof. Dr. Oytun Erbaş’ın insanların hastalandıklarında öncelikle “Ölür müyüm?” sorusuna odaklandığını belirtmesi üzerine Boran, meselenin yalnızca uzun yaşamak olmadığını vurguladı.

Boran, insanların sağlıkları, maddi imkânları ve sosyal konumları yerinde olsa bile mutlu olamayabildiklerine dikkat çekerek, insanın fıtratındaki temel gayenin mutluluk olduğunu söyledi.

“İLİM İBADETİN İMAMIDIR”

İlk ihtiyacın eğitim olduğunu vurgulayan Dr. Boran, eğitimin temelinde ilmin bulunduğunu belirterek, “İlim ibadetin imamıdır. İlimsiz sofu şeytanın maskarasıdır. Körü körüne inanç asla. İnancın imana dönüşebilmesi mutlaka kulaktan işitilenin kalbe boşalması ve kalpte karşılık bulması lâzım.” dedi.

“İKİNCİ İHTİYAÇ: GÜVENLİK”

İnsanın ikinci temel ihtiyacının güvenlik olduğunu söyleyen Boran, “Kime karşı güvenlik? Şeytana karşı” diyerek, insanın şeytanın yönlendirmelerinden korunması gerektiğini belirtti.

“SAĞLIK, NEFSİN HASTALIKLARINDAN KURTULMAKTIR”

Üçüncü ihtiyacın sağlık olduğunu belirten Boran, “Bu sağlıktan murat da fizik bedenin sağlığını söylemiyorum. Nefsin hastalıklarından kurtulmak.” ifadelerini kullandı. Özellikle kinin nefrete dönüştüğünü ve stresi oluşturduğunu belirten Boran, bunun insanın bedeninde oluşturduğu yıkıma dikkat çekerek, kalpteki afetlerin temizlenmesi gerektiğini söyledi.

“BİZİ SIKINTIYA SOKAN BAŞKA İNSANLAR DEĞİL, NEFSİMİZ”

Programın dikkat çeken bölümlerinden birinde insanın iç dünyasındaki çatışmaya değinen Boran, insanı hayattan bezdiren temel problemin dışarıdaki insanlar değil, kişinin kendi nefsi olduğunu söyledi.

“Bizi sıkıntıya sokan, hayattan bezdiren, hayatı bize cehenneme çeviren başka insanlar değil. Nefsimiz, içimizdeki nefsimiz” diyen Boran, mutluluğun önündeki en büyük engellerden birinin insanın kendi içindeki negatif özellikler olduğunu ifade etti.

KUR’AN’DAKİ EKONOMİ MODELİ

Programda ekonomi konusu da dikkat çekici ifadelerle ele alındı. Kur’ân’daki ekonominin temel ölçülerini üç basit temel üzerinden açıklayan Boran, “Ekonomi o kadar basit, o kadar kolay ki; birincisinde hırsızlık yapmayacaksın. Hırsızlık yapmamak için kazancının zekâtını vereceksin. İkincisinde rüşvete yaklaşmayacaksın. Rüşvete yaklaşmamak için Birr’ini ve sadakanı vereceksin. Üçüncüsünde faize yaklaşmayacaksın. Faize yaklaşmamak için sermayeni yatırıma dönüştüreceksin.” dedi.

Boran’ın ekonomi konusunda hırsızlık–zekât, rüşvet–sadaka ve faiz–yatırım bağlantısı öne çıktı.

“KUR’AN BİR MUTLULUK REÇETESİDİR”

Boran, Allah’ın devamlı bir rahmet akışı olduğunu belirterek, önemli olanın bu rahmeti kalbe yöneltmek olduğunu söyledi. Bu noktada “Senin göğsünü şerh etmedik mi?” âyetine dikkat çeken Boran, göğsün şerh edilmesini insanın kalbine rahmetin yönelmesiyle ilişkili olduğunu anlattı..

Rahmetin devamlı aktığını ancak insanların bunun farkında olmadığını ifade eden Boran, bu durumu bir baraj benzetmesiyle anlattı: “Su aktığı zaman biz de bir baraj kurarsak çok daha faydalı hale gelir.”

Boran, Allah’a ulaşmayı dileyen insanın bu rahmet akışını kalbine yöneltebileceğini ve böylece Allah’ın rahmetinden faydalanabileceğini ifade etti.

Boran’ın İnşirah Suresi üzerinden yaptığı bu anlatımda, Allah’a ulaşmayı dilemenin ve rahmetin kalbe yönelmesinin insanın mutluluğuyla ilişkisine dikkat çekildi.

“ÖLMEDEN ÖNCE ÖLMEK” NE ANLAMA GELİYOR?

Programın en dikkat çekici başlıklarından biri de tasavvuf geleneğinde önemli bir ifade olan “ölmeden önce ölmek” kavramı oldu.

Boran, bu kavramın fizik bedenin ölmesi veya insanın dünya nimetlerinden tamamen vazgeçmesi anlamına gelmediğini belirterek, “ölmeden önce ölmek” ifadesini nefs tezkiyesi ve emanet olan ruhun Allah’a ulaştırılması çerçevesinde açıkladı.

Bu ifadenin insanın paradan, makamdan veya dünyadaki bütün imkânlardan elini çekmesi anlamına gelmediğini özellikle vurgulayan Boran, asıl meselenin insanın sahip olduklarının esiri olmaması olduğunu ifade etti.

Boran’ın bu noktada dile getirdiği “Marifet uzun yaşamak değil, Allah’a göre yaşamak” sözü, programın en çarpıcı ifadelerinden biri oldu.

“SEN BANA TESLİM OL, BEN SANA HER ŞEYİ TESLİM EDEYİM”

Programın genelinde öne çıkan düşünce ise insanın hayatı kendi gücüyle bütünüyle kontrol edemeyeceği, ancak üzerine düşeni yaptıktan sonra sonucu Allah’a bırakması gerektiği fikri oldu.

Boran bu anlayışı tek bir cümleyle şöyle ifade etti: “Sen bana teslim ol, ben sana her şeyi teslim edeyim.”

Yaklaşık bir saat süren “Uzman Görüşü” programında fizik, insan, mutluluk, nefs, zaman, eğitim, ekonomi, aile ve dünya ile kurulan ilişki farklı yönleriyle ele alındı. Programın sonunda Konca Kumku, Dr. Abdulcabbar Boran’a teşekkür ederek sohbetin kendisini iyi hissettirdiğini ifade ederken, Boran da insanlara hizmet etmenin ve onları mutlu etmenin temel amaç olduğunu vurguladı.

Programın tamamına aşağıdaki linkten ulaşılabilmektedir.

https://www.youtube.com/watch?v=DCQ_B870CRA&t=748s




Kaynak: 22haber.com.tr

Bu haber 5629 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
YUKARI YUKARI