Bugun...



Dr. Boran: Gizli Şirk Nedir? - GÜNDEM - İnternetin Ajansı

Dr. Abdulcabbar Boran, İslam inancında şirk kavramı ile “gizli şirk” anlayışına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Şirkin Allah’a ortak koşmak anlamına geldiğini belirten Boran, insanın nefsinin ve hevasının taleplerini Allah’ın emirlerinin önüne geçirmesinin gizli şirki ifade ettiğini söyledi.

facebook-paylas
Tarih: 17-08-2026 15:51

Dr. Boran: Gizli Şirk Nedir? - GÜNDEM - İnternetin Ajansı

“ŞİRK ALLAH’A ORTAK KOŞMAKTIR”

Şirk kavramının öncelikle doğru anlaşılması gerektiğini ifade eden Dr. Abdulcabbar Boran şunları söyledi:

“Şirk, ortak koşmak demektir. Evvelki ümmetlerde insanlar güneşe, aya, yıldızlara ve çeşitli putlara tapmış, onları Allah’a ortak koşmuşlardır. Kur’ân-ı Kerim’de de açık şirkin örneklerini görmekteyiz. Ancak insanın dikkat etmesi gereken yalnızca görünen ve açık olan şirk değildir. Peygamber Efendimizin (S.A.V.) ümmeti adına dikkat çektiği manevi tehlikelerden biri gizli şirktir.”

“GİZLİ ŞİRK, HEVAYI İLAH EDİNME TEHLİKESİDİR”

Gizli şirkin insanın nefsinin taleplerini hayatının hâkimi hâline getirmesiyle bağlantılı olduğunu belirten Boran, Câsiye Suresi’nin 23. ayetine dikkat çekti

‘Hevasını kendisine ilâh edineni gördün mü ve Allah, onu ilim (onun faydasız ilmi) üzere dalâlette bıraktı’ buyrulmaktadır.

“Hevayı ilah edinmek zanna tâbî olmaktır. Kur’an-ı Kerim bir vahiydir, bu ayeti kerimeye göre insanların ilimleri var ama bu ilimleri zanlardan oluşuyor. Zanlar hiçbir zaman vahyin yerine geçemez. Zanlar bidatleri oluşturuyor.”

“Nefsinin taleplerini Allah’ın emirlerinin önüne geçirmek de insanın manevi hayatında üzerinde önemle durması gereken bir tehlikedir. Hevaya tâbî olmak insanı Hakk’tan uzaklaştırır.”

“PEYGAMBER EFENDİMİZ ÜMMETİNİ UYARMIŞTIR”

Peygamber Efendimizin (S.A.V.) hevâ konusunda ümmetini uyardığını ifade eden Boran, insanın dünya hayatına aşırı bağlanmasının ahiret bilincini zayıflatabileceğini söyledi:

“Peygamber Efendimizin (S.A.V.) ümmeti hakkında korktuğu hususlar arasında hevâya tâbî olmak ve tûl-i emel bulunmaktadır. Hevâ insanı Hak’tan alıkoyar, bitmek bilmeyen dünya arzuları ise insana ahireti unutturabilir. Mümin, hayatının merkezine nefsinin isteklerini değil Allah’ın rızasını koymalıdır.”

“ALLAH’A YÖNELMEK TAKVANIN TEMELİDİR”

Rûm Suresi’nin 31. ayetindeki “O’na yönelin, O’na karşı takva sahibi olun, namazı ikame edin ve müşriklerden olmayın” emrini hatırlatan Boran, Allah’a yönelmenin insanın manevi hayatındaki önemini vurguladı.

Boran şöyle devam etti:

“İnsan Allah’a yönelmeli, kalpten Allah’a ulaşmayı dilemeli ve O’nun emirlerine tâbî olmalı ve hayatını Allah’ın rızasına uygun şekilde düzenlemeye gayret etmelidir. Nefsin taleplerinin peşinden gitmek yerine Rabbimizin emirlerini hayatımızın merkezine almak zorundayız. Takva yolunun başlangıcı Allah’a ulaşmayı dilemektir.”

“İNSAN KENDİ HEVESİNİN PEŞİNDEN GİTMEMELİDİR”

Kasas Suresi’nin 50. ayetine de dikkat çeken Dr. Boran, ayette kendi heveslerine tâbî olanlara ilişkin yapılan uyarının önem taşıdığını belirtti:

“Kur’ân-ı Kerim insanı kendi heveslerinin peşinden sürüklenmemesi konusunda açık biçimde uyarmaktadır. İnsanın ölçüsü kendi arzuları değil, Allah’ın emirleri olmalıdır. Allah’ın gösterdiği hidayet yolunu bırakıp yalnızca nefsinin istediği şekilde yaşayan insan, manevi açıdan büyük bir kaybın içerisine sürüklenebilir.”

“NEFS TEZKİYESİ MANEVİ YOLCULUĞUN ÖNEMLİ BİR PARÇASIDIR”

Peygamber Efendimizin (S.A.V.) insanlığın en büyük mürşidi olduğunu belirten Boran, Hz. Muhammed’in (S.A.V.) son peygamber olduğunun altını çizerek, İslam’ın manevi eğitim geleneğinde mürşid ve nefs tezkiyesinin önem taşıdığını ifade etti.

Boran, “Peygamber Efendimiz (S.A.V.) nebîlerin sonuncusudur ve ondan sonra bir peygamber gelmesi mümkün değildir. Sahâbeden itibaren devam eden manevi terbiye ve irşad yolunda insanın nefsini tezkiye etmesi, Allah’a yönelmesi ve hayatını O’nun rızasına uygun hâle getirmesi esastır” dedi.

“ŞEYTANIN İNSAN ÜZERİNDE ZORLAYICI BİR GÜCÜ YOKTUR”

Nahl Suresi’nin 100. ayetini hatırlatan Boran, şeytanın insanı zorlayarak günaha sevk eden mutlak bir güce sahip olmadığını belirterek şunları söyledi:

“İnsan nefsinin afetlerine tâbî olduğunda kendi iradesiyle yanlışın peşinden gidebilir. Şeytanın istediği de insanın Allah’ın emirlerinden uzaklaşması ve yasaklanan fiillere yönelmesidir. Bu nedenle müminin nefsiyle mücadelesi, Allah’a teslimiyetinin ve manevi olgunlaşmasının önemli bir parçasıdır.”

“ALLAH’IN RIZASINI HAYATIMIZIN MERKEZİNE KOYMALIYIZ”

Dr. Abdulcabbar Boran sözlerini şöyle tamamladı:

“İnsan Allah’a yönelmeli, nefsinin ve şeytanın yönlendirmelerinden korunmalı, Allah’ın emirlerini hayatının merkezine yerleştirmelidir. Rabbimizin rızasını kazanmayı bütün dünyevi arzuların üzerinde tutmak, insanı dünya ve ahiret saadetine götüren yolun temelidir. Hepinizin Allahû Tealâ’nın bu büyük hakikatinden yola çıkarak hem cennet saadetine hem de dünya saadetine ulaşmanızı Yüce Rabbimizden diliyorum. Allah hepinizden razı olsun.”




Kaynak: 22haber.com.tr

Bu haber 5631 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
YUKARI YUKARI