|
Tweet |
AYRIMLAR DÜŞMANLIK GEREKÇESİ OLAMAZ
Ersöz, sağcı-solcu, dindar-laik veya Türk-Kürt kimliklerinin bir insanın karakterini ve ahlaki tutumunu tek başına belirlemediğini ifade etti. Bir kişinin sağcı olması onu otomatik olarak iyi ya da kötü yapmayacağı gibi, solcu veya Kürt olması da kişiliği hakkında tek başına hüküm vermeye yetmez. Belirleyici olanın dürüstlük, adalet, ilkelilik ve yardımseverlik gibi insani değerler olduğunu vurguladı.
Ersöz, “Bir insan sağcıysa ve hırsızlık yapıyorsa bizim için hırsızdır; yardımseverse yardımseverdir. Solcu ve ilkeli bir Kürt de bizim için ilkeli bir insandır. İnsanları başka kimlikleri üzerinden sınıflandırıp karşı karşıya getirmek doğru değildir” dedi.
HAİM NAHUM İDDİASI BELGEYLE ELE ALINMALI
Haim Nahum’a atfedilen; toplumu aç ve işsiz bırakma, borçlandırma, dininden uzaklaştırma, bölme ve birbirine düşürme gibi maddelerden oluşan anlatının tarihsel bir belge gibi aktarılmaması gerektiğini belirten Ersöz, bu tür iddiaların araştırma ve kaynaklarla değerlendirilmesinin önemini vurguladı. Toplumsal ayrışmayı derinleştiren siyasi ve uluslararası politikaların ise eleştirel biçimde tartışılabileceğini söyledi.
SİYASETİN ÖLÇÜSÜ ADALET OLMALI
Siyasetin insanları kimlik kamplarına ayırmak yerine ortak sorunlara çözüm üretmesi gerektiğini dile getiren Ersöz, ekonomik sıkıntılar, işsizlik ve borç yükü gibi meselelerin de toplumun tamamını etkilediğini belirtti. Türkiye’nin farklılıkları düşmanlığa dönüştürmeden, adalet ve ortak akıl temelinde birlik kurmaya ihtiyacı olduğunu ifade etti.