Bugun...



İrfan Uzun: 17 Ağustos’ta Marmara Sallandı, İstanbul’da O Korkuyu Biz De Yaşadık - GÜNDEM - İnternetin Ajansı

Türkiye Cumhuriyeti 14. Dönem 13. Cumhurbaşkanı Adayı ve Adalet Birlik Partisi (AB PARTİ) Genel Başkanı İrfan Uzun, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 27. yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajda, deprem felaketinin yalnızca merkez üssünde yaşayanların değil, geniş bir coğrafyanın hafızasında derin izler bıraktığını belirtti.

facebook-paylas
Tarih: 15-08-2026 12:45

İrfan Uzun: 17 Ağustos’ta Marmara Sallandı, İstanbul’da O Korkuyu Biz De Yaşadık - GÜNDEM - İnternetin Ajansı


İstanbul’da 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’ni bizzat yaşayan Uzun, deprem gecesinin yarattığı korkunun ve yaşanan acının hafızalardan silinmediğini belirterek, “Ben İstanbul’da o depremi yaşadım. 17 Ağustos denildiğinde bizim için yalnızca geçmişte yaşanmış bir felaketten söz etmiyoruz. Marmara’nın sallandığı o gece yaşanan korkuyu, insanların çaresizliğini ve ardından gelen büyük acıyı bizzat gördük. O gecenin sabahında hepimiz aynı milletin evlatları olarak aynı acıya baktık. Aradan 27 yıl geçti; kaybettiğimiz canlarımızı unutmadık” dedi.

“BİR ÜLKEYİ YÖNETMEYE TALİP OLANIN İLK SORUMLULUĞU İNSANININ CANIDIR”

Cumhurbaşkanlığına aday olmuş bir siyasi parti genel başkanı olarak devlet yönetiminde can güvenliğinin her türlü yatırım ve siyasi hesabın önünde tutulması gerektiğini vurgulayan Uzun, deprem hazırlığının doğrudan devlet sorumluluğu olduğunu ifade etti.

Uzun şunları söyledi:

“Cumhurbaşkanlığı makamına talip olmuş bir siyasetçi olarak benim devlet anlayışımda ilk sırada insan vardır. Devlet vatandaşından vergi topluyorsa, imar düzenini belirliyorsa, ruhsat veriyorsa ve yapı denetimini gerçekleştiriyorsa vatandaşının güvenli bir binada yaşamasını sağlamak da onun sorumluluğudur. Bir depremden sonra devletin bütün imkânlarıyla enkaz başında olması elbette gereklidir. Ancak asıl güçlü devlet, o enkazın oluşmaması için yıllar öncesinden gerekeni yapan devlettir.”

“SİGORTACILIK BANA RİSKİ GERÇEKLEŞMEDEN ÖNCE YÖNETMEYİ ÖĞRETTİ”

Uzun, uzun yıllar sigortacılık sektöründe faaliyet göstermesinin kendisine risk ve tedbir kavramlarının önemini yakından gösterdiğini belirterek Türkiye’nin deprem politikasında da aynı anlayışın hâkim olması gerektiğini söyledi.

“Meslek hayatımın önemli bir bölümünü sigortacılık sektöründe geçirdim. Sigortacılığın temelinde risk gerçekleştikten sonra yalnızca zararı konuşmak değil, o riski önceden görmek ve ona karşı hazırlıklı olmak vardır. Deprem meselesine de böyle bakmalıyız. Fay hatlarını biliyoruz, riskli bölgelerimizi biliyoruz, yapı stokumuzun sorunlarını biliyoruz. Risk biliniyorsa tedbir ertelenemez. İnsan hayatı söz konusu olduğunda ‘sonra yaparız’ deme hakkımız yoktur.”

“KARAMÜRSEL’DE GEMİ KULLANMA EĞİTİMİ ALDIM, 1997’DE TUZLA’DA 18 AY GÖREV YAPTIM”

Deniz Kuvvetleri bünyesinde Karamürsel’de gemi kullanma eğitimi alan ve 1997 yılında İstanbul Tuzla’daki Deniz Harp Okulu’nda 18 ay görev yapan Uzun, Marmara Bölgesi ile olan bağının yalnızca 17 Ağustos Depremi ile sınırlı olmadığını belirterek, bölgenin kendisi açısından taşıdığı öneme dikkat çekti.

Uzun şöyle konuştu:

“Ben Karamürsel’de gemi kullanma eğitimi aldım. Ardından 1997 yılında İstanbul Tuzla’da Deniz Harp Okulu’nda 18 ay görev yaptım. İstanbul’u, Marmara’yı ve o bölgenin insanını yakından tanıyorum. 17 Ağustos’ta Kocaeli’de, Sakarya’da, Yalova’da, İstanbul’da ve çevre illerde yaşanan acı, Türkiye’nin ortak acısıdır. O topraklarda kaybettiğimiz her vatandaşımız bizim insanımızdır. Millet olmanın anlamı da budur; acıda da sorumlulukta da bir olmak.”

“AFET YÖNETİMİNDE TEKNOLOJİYİ ÇOK DAHA GÜÇLÜ KULLANMALIYIZ”

Yazılım ve teknoloji alanında da çalışmalar yapan Uzun, Türkiye’nin afet risklerinin tespitinden yapı envanterine ve afet sonrası koordinasyona kadar dijital teknolojilerden daha etkin yararlanması gerektiğini belirtti.

“2026 Türkiye’sinde deprem hazırlığını yalnızca kâğıt üzerindeki planlarla yönetemeyiz. Yapı stokumuz dijital olarak izlenmeli, riskli binalar veri tabanlarında açık biçimde belirlenmeli, afet anında ulaşım, haberleşme, sağlık ve arama kurtarma koordinasyonu teknolojinin bütün imkânları kullanılarak yönetilmelidir. Teknoloji insan hayatını korumuyorsa gelişmiş olmanın tek başına anlamı yoktur.”

“17 AĞUSTOS’UN HESABINI GELECEK NESİLLERE BORÇLU KALMAYALIM”

Uzun, Türkiye’nin deprem konusunda artık yalnızca anma mesajlarıyla yetinmemesi gerektiğini belirterek riskli yapıların dönüşümü, afet eğitimi ve kamu kurumlarının hazırlığı konusunda kesintisiz bir devlet politikası çağrısında bulundu.

Uzun sözlerini şöyle tamamladı:

“17 Ağustos’un üzerinden 27 yıl geçti. Bugün çocuklarımızın ve gençlerimizin bize soracağı soru şudur: Bu kadar büyük acılar yaşandıktan sonra siz ne yaptınız? Bu soruya verecek güçlü bir cevabımız olmak zorundadır. Riskli yapılarımızı dönüştürelim, okul ve hastanelerimizi güvenli hale getirelim, afet yollarımızı ve toplanma alanlarımızı koruyalım, teknolojiyi insanımızın hizmetine sunalım ve afet hazırlığını hükümetlerin değişmesiyle değişmeyen bir devlet politikası haline getirelim.

Geldiğimizde Afet Bakanlığını kuracağız. Afet yönetimini dağınık ve yalnızca afet sonrasına odaklanan bir anlayıştan çıkarıp, risk azaltma, hazırlık, müdahale ve iyileştirme süreçlerinin tamamını tek bir güçlü devlet çatısı altında yöneteceğiz.

Adalet Birlik Partisi olarak bizim anlayışımız nettir; adalet, vatandaşın can güvenliğini de korumaktır. Bir insanımızın hayatı bütün siyasi ve ekonomik hesapların üzerindedir. 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nde hayatını kaybeden bütün vatandaşlarımızı rahmetle anıyor, ailelerinin acısını yürekten paylaşıyorum. Allah milletimize bir daha böyle büyük acılar yaşatmasın.”




Kaynak: 22haber.com.tr

Bu haber 5629 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
YUKARI YUKARI